artık bulutlara yazıyorum hasretimi yağmur yağınca anlarsın seni ne çok özlediğimi!...
bana öyle bir mektup yazki sevgilim açar açmaz duyayım kokunu sevda essin başak saçlarında sesin yüzümü rüzgarla bulsun bana öyle bir mektup yazki sevgilim gelsin beni en koyu zulamda bulsun ve öyle bir mektup yazki varsın ölümüm olsun. bu akşam içimde tuhaf bir sıkıntı var dünyada sanki bir ben kalmışım sanki herkes nerde keder varsa bırakmış ben nerde bulduysam toplamış almışım önümde söğüt ağacı herzamanki haliyle, çaresiz havuz su rahat, insanlar susmuş sessiz bir yağmur gibi başladı bende konuşmak ihtiyacı!..
hep beni kimse sevmiyor ki derdin! usulcacık sokulup yüreğine “ben” demek isterdim. bir ömür boyu seninleyim desende istemem artık. çünkü sen rüzgarın çoşturduğu bir toz bulutusun bugün bana esersin “yarın ellere”!...
seni günde bir defa düşünüyorum oda 24 saatime maloluyor.
denizi içerken maviler takıldı boğazıma, karaya vuran balık gibi çırpınıyorum. bu derin uçurumun önünde hangi yazgı tutukladı beni. hasret kapımda nöbetler tutuyor sevgilim uzak bir şehirde gözlerim onu arıyor bir kuş olup gitsem aşsam şu enginleri varsam senin yanına öpsem doyasıya koklasam
birgün dudakların kurursa okyanusu getiririm sana akşam ayazında titrersen güneşi getiririm sanaeğer gönlün bir sevgi ararsa kalbimi söküp getiririm sana.
bataryası zayıf rüyalarımıza şebeke hatası sebebiyle birsüre ulaşılamadı. şimdi ise full çeken hattımla seninleyim sesini duysamda heran yüzünü görmek gibi değil özlediğimi bil heran hiçbir şey seni sevmek gibi değil