Skip to content

Günün Sözü

İnsanın ömründeki en önemli olayı iyi bir eş seçmektir.
Drusus -
Hayata düşülmüş kısa notlar PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
Sevgiliye Hikayeler
admin tarafından yazıldı.   

kalpHayata düşülmüş kısa notlar

Adamın biri duvara bir resim asmak ister. Çivisi vardır ama çekici yoktur. Komşuda bir tane vardır. Komşusuna gidip çekicini istemeye karar verir.
Ama birden ikirciklenir: Ya komşusu çekici ödünç vermek istemezse? Zaten dün beni pek isteksizce selamlamış gibiydi. Belki acelesi vardı. Yoksa acelesi bahane miydi? Bana karşı içinden bir şeyler mi geçiriyor acaba? Ne geçiriyor olabilir, ona bir şey yapmadım ki? Boşu boşuna niye kafayı takıyor bana? Biri benden bir şeyi ödünç istese hemen veririm, o niçin vermiyor? Bu herif gibileri insana hayatı zehir eder. Yetmiyormuş gibi kendisine muhtaç olduğumu sanıyor bir de. Neymiş bir çekici varmış. Yetti be!

Bunun üzerine hışımla komşusunun kapısına dayanır. Kapıyı çalar ve beriki daha “Hoş geldin!” demeden, “Çekicini al da başına çal, terbiyesiz herif!” diye bağırır.

Paul Watzlawick’in Mutsuzluk Sanatı kitabında geçen öykü, karşındaki hiçbir şey yapmadan nasıl da onun hakkında yargı sahibi olabildiğinin yalın ve açık bir örneğini sergiliyor. Bugün kendine bir sor. Çekicini sana memnuniyetle uzatmaya hazır, hatta “Komşum benden bir çekiç istese de versem!” diyen kaç “komşu”ma içimden böyle kurgularla karşılık verdim? Aslında sorunun sadece komşular olmadığını da bil. Sevdiklerin, arkadaşların, eşin, çocukların, annen baban? Kaç kişiyi içinden kırdın?

***

Bir zamanlar, çok ihtiyatlı bir adam varmış. Hiç gülmezmiş; gülerse aptal sanılacağından korkarmış. Ağlamazmış da; çünkü sonunda ağlamak ihtimali olan hiçbir şeye girişmezmiş. Adam hiç riske girmez ve asla kaybetmezmiş. Hiç kazanamaz ve asla teşebbüste bulunmazmış da. Ne var ki, bir gün o da bu dünyadan göçüp gitmiş. Riskleri sevmediği içip yaptırdığı hayat sigortası bir işe yaramamış. Sigortacı tazminat ödemeyi reddetmiş. Çünkü bu adam gerçekte yaşıyor değilmiş. Dolayısıyla, ölmesi de mümkün değilmiş.

Hayatın kendisinin en büyük risk olduğunu unutma. Çünkü yaşamak ölümü göze almaktır! Sahiden de bugüne kadar hayattan sağ çıkan olmamıştır. Hazır, bu kadar riski göze almışken, ihtiyatın koyu gölgesinde pineklemek yerine, teşebbüsün vadilerine doğru koş! Ayağına taş takılsa da önemli değil. Herkes hayatının ne zaman biteceğinden endişe ediyor ya; sen hiç başlamamış olmasından endişe et.

***

DH Lawrence, “hiçbir şey için ‘bu benimdir’ deme!” diye uyarmıştı yıllar öncesinden. Sadece, “bu benim yanımdadır” dememize izin vermişti. Gerçekten de, varlığımızı zenginleştiren, yaşayışımızı derinleştiren ne varsa, hepsi hepsi zamanın akıcılığı içinde çürümeye, eskimeye, yitmeye mahkûmdur. Şu andaki hâli ne olursa olsun, üzerinde her zaman bir fanilik, geçicilik damgası taşır eşya ve insan. Buna göre, aslında hiç kimsenin “ben gencim” deme hakkı da yok gibidir; doğrusu, bulunduğu gün içinde “ihtiyar” diye tarif ettiklerinden biraz geç doğmuş olmasına borçludur gençliğini. Ne kadar genç olursa olsun, bir başka zamanın ihtiyarıdır her genç. Öyleyse ne gençliğinle övün, ne de yaşlıyım diye üzül.. Sadece zamanın sana ayrılan köşesindeki unvanın bu! Şimdilik gençsin! Şimdilik ihtiyarsın! Sadece şimdilik! Gençlik zaten geçecek, yaşlılık daha da çabuk geçecek!

***

“Çaresiz kaldığın zamanlarda, git bir taş ustası bul ve seyret. Adam belki yüz kere vurur taşa. Ama değil kırmak, küçücük bir çatlak bile oluşturamaz. Sonra birden, yüz birinci vuruşta taş ikiye ayrılıverir. İşte o zaman anlarsın ki, taşı ikiye bölen o son vuruş değil, ondan öncekilerdir.”(Jacob Riis)

Ömrünün çoğu küçücük bir çatlak bile oluşturmayan vuruşlarla geçer. İşte tam o zamanlar yaşarsın çaresizliği. Ümitsizlik tüketir seni. Sonu gelmeyecekmiş duygusu kocaman bir taş gibi yuvarlanır yoluna. Ayakların dolanır, yolda kalırsın. Vazgeçer, bıkarsın. Oysa, sadece yüz birinci vuruşa ulaşman beklenir senden. Sonuca giden yolda yürümeyi sonucun kendisine ulaşmak kadar sevimli görmedikçe, taş ustasının bilgeliğine erişemezsin.

Japonya’da yazları insanların büyük bir hayranlıkla ve mutlulukla yürüdüğü bir yol vardır. İki tarafı kiraz ağaçlarıyla çevrili bu yolda, insanlar kiraz çiçeklerinin hem rengarenk cümbüşünü seyrederler, hem eşsiz kokular içinde mest olurlar. Bu güzel yolun çok az insanın bildiği bir sırrı vardır. Kiraz ağaçlarının gölgelediği yol aslında bir hayat dersi vermek için açılmıştır.

Yol kenarındaki kiraz ağaçlarını Japonların geleneksel savaşçıları Samurayların ustalarından biri dikmiştir. Samurayların çoğu onurla savaşmanın sonucu olarak, çok genç yaşlarında hayata veda eder. Bu yüzden Samuray ustası kiraz çiçeklerine benzetir kendisini. Çünkü kiraz çiçekleri, diğer ağaç çiçeklerinin aksine, en çok güzelleştiği, en olgun zamanına eriştiği anda dökülürler; solmadan, yıpranmadan, pörsümeden hayata veda ederler. Bu açıdan kiraz çiçeklerinin kaderi, Samurayların kaderine benzer. Samuraylar da hayatlarının baharında hayata veda etmeyi göze almıştır.

Ömrünün kısa olduğunu bilen, hemen gelip geçtiğini fark eden daha güzel meyveler verir; bedeni bir kiraz çiçeği gibi düşüverse de dalından, ruhunu ebedî baharların meyvesi olacak güzelliklere eriştirir.

13.06.2004
SENAİ DEMİRCİ

 

Yorum ekle


Üye Girişi



Burçlar ve Özellikleri

koç brucuboğa brucuikizler brucu
Koç       Boğa      İkizler

yengec brucuaslan brucubaşak brucu
Yengeç   Aslan    Başak

terazi burcuakrep brucuyay burcu
Terazi    Akrep       Yay

oğlak brucukova burcubalık brucu
Oğlak     Kova       Balık

Bugün

Ne Aramıştınız?

Kimler Online

Şu anda 19 konuk çevrimiçi
Üyeler : 2508
İçerik : 374
İçerik Tıklama Görünümü : 2138280

Top